TEK BAŞINA
Kafasında planları vardı ; kafası hep güzeldi..
Okuması gereken kitaplar, ezberlemesi gereken saçma sapan şeyler ve unutması
gereken insanlar ve nicesi kafasını kaşındırırdı. Saçını kesti.
Ölmesi gerekti, çünkü yaşamak için bir sebep
yoktu.
Gitmesi gerekti, gitmek yok olmak demekti.
Kendisi kalıpsızın tekiydi, beni de sevmezdi
pek; bazen güler bazen ağlardı, bakmayın güler dediğime gözyaşını teri
zannederdi. Değer vermezdi kendisine, bazen de çok verirdi. Kendi dışındaki her
şey onun için “diğerleriydi” ve herkesten de bunu beklerdi, “değerleri” değil
de “diğerleri” olmak isterdi. Oldu mu olmadı mı onu bilen yok. Aslında bir şey
bilen yok.
Galip gelmeyi de pek severdi, dipten çıkamadı bu yüzden.
Bir şarkı sözüydü. Bu yüzden “benden adam olmaz”
derdi.
Yalan da söylerdi. “gelme ey ecel” derdi.
“sevmeyi öğrenebilseydi, nefreti seçerdi”
“bi türlü öğrenemedi sevmeyi”
“bi türlü sevemedi”
“bi öğrenemedi”
“bi”
“bi”
“bi”
.
.
.
bi "o" kaldı..