13 Haziran 2016 Pazartesi

Unutulmaya yüz tutmuş yalanlar..



Hayat, duyduğumuz o eski şarkıyla; öğreneceğimiz yeni şarkılar arasında tıpkı bir Newton'un sarkacı gibi, an gelir gelecekten ve bazen de geçmişten yersin darbeyi ama sen hep aynısındır; hareket dahi edemezsin, zaman seni oraya hapseder. Hep hareket ettiğini düşünen sen; tıpkı komadaki biri gibi son çırpınışlarını veriyorsun. Belki aldığın o nefes son nefestir ya da gördüğün o güzel kadın... sonra yaşadığını hissediyorsun. Hipnoz gibi, ne gerçek ne hayal bilemiyorsun. Son kalan sigarandan belki de son fırtını çekiyorsun ve yine çakmağını bulamıyorsun; kim böyle yaşamak ister ki? Ama bazıları böyle ölüyor farkındasın. Geçmişini bir kafese sokuyorsun "unutmak" diye nitelendiriyorsun tabii. Geçmiş darbeyi vuruyor ama gelecek boş durur mu sandın? O da kozunu oynuyor. Darbe yedikçe gerçeğe daha da yaklaşıyorsun. Artık ne geleceğin ne de geçmişin kalıyor ortada. Var olan tek şey sensin artık. Gözlerine uyku bandı çekilmiş gibisin ve 3. gözün artık kör. Artık uzun ve karmaşık bir yoldasın. Ne önün seninle en de arkan, ve yürüyorsun....

yürümeye devam ediyorsun

başın da dönmüyor artık

gözlerindeki perdeler de yok artık

hala körsün..

evet. Şuan gerçeğin içindesin

onları yakaladın

artık ölebilirsin.